Ana Sayfa > Yayınlar > Toplum & Kimlik > Statünün Tüketimi
Ana Sayfa > Yayınlar > Toplum & Kimlik > Statünün Tüketimi
Tüketim toplumu, içerisinde bulunduğumuz dönemi Sosyolojik olarak tanımlayan bir kavram olarak karşımıza çıkar. Bahsi geçen tüketim yalnızca üretim mallarını satın almamızı kapsamaz; duyguların, düşüncelerin ve bizatihi davranışların da artık alınabilen bir ürüne dönüşmesine gönderme yapar.
Bu noktada Tüketim yeni kazandığı anlamla birlikte, ihtiyaçtan ziyade artık bir sosyal statü ve kimlik simgesi haline gelmiştir. Veblen, “gösterişçi tüketim” kavramıyla, bireylerin temel ihtiyaç ötesinde harcama yaparak sınıf atlama veya statü kazanma çabasını tanımlamaya çalışır. Modern toplumda bireylerin satın alma algısı değer verdikleri simgesel ürünler üzerinden değil, onlara ulaştıklarında erişebilmeyi umdukları sosyal statü ve kimlik üzerinden yorumlanabilir.
Statü Tüketimi Nedir?
Veblen'in gösterişçi tüketim fikrinden hareketle ortaya çıkan statü tüketimi, Eastman ve diğerleri tarafından bireylerin statü arayışıyla satın alma farklılıkları göstermesi olarak tanımlanır. Gösterişçi tüketimden farkı, daha geniş bir çerçevede sosyal hiyerarşide yer edinme veya mevcut konumu koruma odaklı olmasıdır.
Toplumsal çerçevede bireylerin sosyal prestij ve saygınlık edinebilmek için yüksek statülü olarak kabul gören ürün veya hizmetleri kullanmaya yönelmesidir. Burada bahsedilen tüketim türü, gereksinim karşılama amacından ziyade itibar anlamı taşıyan bir forma dönüşür. Marka düşkünlüğü, ulaşılması güç ürünler ya da statü belirten mekanlar.
Eşitsizlik ve Sosyal Sınıf Baskısı
Üst gelir gruplarının yaşam biçimi ve tüketim pratikleri olması gereken olarak pazarlanır. Bir ideal haline gelen bu tüketim alışkanlıklarına ulaşmak süreç içerisinde eşitsizlik mekanizmalarının görünürlüğünü arttırdığı gibi alt ve orta sınıfı tüketime iten sistemi de göz önüne sermektedir. Bireyler farkında olmadan sessiz bir yarışın içine girer. Hangi ölçüde tüketim yapabildiğimiz noktasında bulunduğumuz rekabet hali, özellikle de genç bireylerde kimlik inşasını sosyal sınıflaşma ve eşitsizlik merkezinde kurar.
Bu noktada statü tüketimi yalnızca bireysel tercihlerle açıklanabilecek bir olgu olmaktan çıkar ve yapısal bir boyut kazanır. Çünkü tüketim kalıplarını belirleyen şey yalnızca bireylerin istekleri değil küresel piyasa dinamikleri, medya söylemleri ve kültürel temsillerdir. Bizlere dikte edilen normun dışında kalan kesimler kendilerini eksik hissederler ve böylece tüketim, ihtiyaçtan ziyade toplumsal kabul görmenin bir koşulu haline gelir.
Sosyal medya platformlarının bu bağlamda önemini göz ardı edemeyiz, bireylerin gündelik hayatlarını sergiledikleri alanlar olmanın ötesinde, tüketim pratiklerinin sürekli yeniden üretildiği bir vitrin işlevi görmektedir. Paylaşılan her bir içerikte bir statü gönderimi dolaşıma girer. Bu dolaşım, benzer tüketim kalıplarının geniş kitleler tarafından benimsenmesine zemin hazırlar. Böylece tüketim davranışı, görünürlük kazanmanın ve toplumsal hiyerarşi içinde konumlanmanın bir aracına dönüşür.
Bireyler yalnızca daha fazla tüketmek için değil, “doğru” tüketmek için de çaba gösterir. Hangi markanın tercih edildiği, hangi mekânların ziyaret edildiği ya da hangi deneyimlerin paylaşıldığı gibi unsurlar, bireylerin sosyal konumlarının göstergesi haline gelir. Bu durum, tüketimin niceliğinden çok niteliğinin önem kazandığı yeni bir rekabet alanı yaratır.
Küreselleşmenin Statü Tüketimine Etkisi
Küreselleşme, tüketim toplumunu besler. Küreselleşmeyle birlikte sınırlar aşılır ve yaşam tarzı gibi statü de ortak olarak paylaşılmaya başlanılır. Her toplumda alt yapının farklı olmasından kaynaklı olarak statünün oluşumu ve dolaşıma girme biçimi farklılık gösterir. Gelişmiş ülkelerde ortaya çıkan statü kalıpları, gelişmekte olan toplumlarda bir ideal olarak benimsenirken, bu ideali karşılayabilecek ekonomik ve sosyal koşullar her birey için mümkün değildir. Statü rekabetini beraberinde getiren bu durum yerel toplumsal yapılarda yeni eşitsizlik formları üretir.
Sınıf ve Kimlik
Kendimizi tanımlama biçimimiz toplumsal statü ögelerinden sıyrılmaya başlar. Aile, meslek ve eğitim üzerinden kurulan statü normları artık tüketim pratikleri odağında kendini tanımlar ve bizde bu ölçüde kendi kimliğimizi yeniden tanımlarız. Sosyal konumumuzu göstermek için edindiğimiz çevrenin, bireysel donanımızın veya ilişki biçimlerimizin önemi yitmiştir, modern yaşamın çizdiği çerçevede ürünlere indirgenen bir sosyal konumlanma vardır.
Bahsi geçen dönüşüm, statünün ne kadar kırılganlaşabildiğini de gösterir. Çünkü ürün ve tüketim mekanizmaları üzerinden kurulan yeni statü, süreklilik gerektirir. Bu bireyleri sürekli bir yeniden üretim girdabına iter ve sonucunda baskıya maruz kalan bireyler sonsuz bir performans yarışına dahil olurlar. Böylece statü sabit bir konumda olmaktan çıkar.
Statü tüketimi yalnızca bireysel tercihler merkezinde açıklanamaz. Daha geniş bir dolaşımın olduğu toplumsal bir bütünlüğe atıfta bulunur. Modern yaşamda sınıfsallaşmanın daha görünür hale geldiği bir alan olarak karşımıza çıkar. Kent yaşamı içerisinde ona özgürlük vaadiyle pazarlanan hayatta birey, üreten bir varlık olmanın ötesinde bulunduğumuz noktada artık tüketim nesneleriyle bizatihi kendisi yeniden üretilmektedir. Bu kısır döngüde statü tüketimi ise bireyi sisteme çeken ve her seferinde yeniden kurulan bir vaadi temsil eden oltanın ucundaki yeme benzer.
KAYNAKÇA
Topçu, U. C., Eroğlu, U., & Özer, A. (2020). Gösterişçi tüketimin kökenleri: Benlik, sosyal statü ve tüketici materyalizmi. Tüketici ve Tüketim Araştırmaları Dergisi, 12(1), 151–185.
Nar, M. Ş. (2015). Küreselleşmenin tüketim kültürü üzerindeki etkisi: Teknoloji tüketimi. Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 8(37), 941–955.
Korkmaz, A. (2024). Sosyal medyada gösterişçi tüketim. Ankara: Akademisyen Kitabevi.
Ersoy, E. (2014). Tüketim aynasında “göz”e yansıyan seyirlik ve sembolik kimlikler. Sosyoloji Konferansları, (49), 47–74.
Can, P. (2019). Statü tüketiminin fiyat duyarlılığına etkisini belirlemeye yönelik bir araştırma. Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 19(2), 151–170.
Zengin, Y., & Sipahi Döngül, E. (2022). Yaşam hedefi, gösterişçi ve statü tüketim: Yükselen pazar Türkiye tüketicileri üzerine bir araştırma. Uluslararası Sosyal Bilimler Akademik Araştırmalar Dergisi (Journal of International Social Sciences Academic Researches), 6(11), 16–35.
Öneri Yazılar