Ana Sayfa > Yayınlar > Gençlik Politikaları > Gençlerin Toplumsal Değişimdeki Rolü ve Kollektif Hareketlerin Dönüşümü
Ana Sayfa > Yayınlar > Gençlik Politikaları > Gençlerin Toplumsal Değişimdeki Rolü ve Kollektif Hareketlerin Dönüşümü
Gençler; enerjileriyle, coşkularıyla ve yeniliğe uyum sağlamalarıyla gündemi dönüştürme gücünü elinde tutan önemli bir kesimdir. Gençken, toplumsal dinamikleri fark etmek önemlidir fakat aydın çözümlerle değişimin öncüsü olabilmeyi fark etmek toplumsal olayların seyrini yeniden biçimlendirir. Bir geçiş dönemi olarak gençlik, çocukluktan kopuş ve yetişkinliğe doğru yeni adımların atıldığı ve bu doğrultuda bireyde kimlik inşasının anlam kazandığı bir köprü olarak düşünülebilir.
Modernleşme ve sanayileşme gençliği eleştirel bir kategori haline getirdi. Geleneksel tarımsal toplumda hızlı bir gelişim dönemine işaret eden gençlik sanayileşmeyle birlikte daha uzun bir gelişim sürecinin parçasını oluşturdu. Endüstriyel toplum fabrika sistemi içerisindeki karmaşık makineler nedeniyle uzun eğitim gerektirdi ve bu ergenlikten yetişkinliğe geçişi uzattı. Bu değişen sistemde genç, daha eğitimli fakat daha az üreten, daha fazla tüketen bir ikili yapıda toplumda eskisine göre daha az işlevi olan bir konumda yer aldı. Gencin istihdamda yer bulamaması bu uzun gelişim döneminin eleştirel boyutunu gündeme getirirken diğer yanda Neet yani ne eğitimde ne istihdamda olan gençleri ele alan yeni bir tanımlama ortaya çıktı.
Değerlerin bir sonraki kuşağa aktarıcısı olan gençler aynı zamanda yeni değerleri de oluşturan gruptur. Yeni değer üretebilme kapasiteleri günümüzde dijital aktivizm ve sosyal hareketler ile örgütlenmelerini artırarak, yayılımlarının hız göstermesine zemin oluşturmuştur. Değer yargılarındaki bu değişiklik kuşak çatışmasını daha belirgin bir şekilde hissettirir. Ancak bu gençleri değerlerin önemli bir taşıyıcısı yapar.
Modernitenin kültürel, ahlaki ve ekonomik etkilerinden en çok etkilenen kategori olan gençlik, moderniteyi oluşturan tarihsel olaylarda değişimin öncüsü olarak karşımıza çıkar. Fransız ihtilalinden Küba ve Çin olaylarına, II. Dünya savaşından Cumhuriyetin kuruluşuna değin hem bir taşıyıcı hem de siyasi bir rol üstlenir.
Gençlik ve Kolektif Hareketler
Gençlik, öğrenci protestoları ve hak arayışı söylemleriyle kolektif hareketler içerisinde yer alır. Tarihsel süreçte öğrenci hareketleri milliyetçi ve sosyalist akımların yeşermesinde öncü rol oynadı. Doğu Avrupa’da devrimci örgütlenmeleri tetiklerken, 1968 kuşağı protestoları, Fransa’da öğrencilerle işçilerin birleşmesiyle doruğa ulaştı. Vietnam Savaşı’na karşı küresel dalga yarattı. Türkiye’de 1923-1960 arası Kemalist ideolojiyle devlet-gençlik örgütü (MTTB) hak arama süreçlerini destekledi, 1970’lerde faşizme karşı sokak direnişleri yoğunlaştı.
Gençlerin protestolardaki görünürlüğü, dinamizm, kırılganlık ve kolektif bir kimlik inşası çerçevesinde anlaşılabilir. Görünürlüğün statükoya karşı bir itirazın sembolü haline gelmesi hareketleri kitlesel bir boyuta taşır. Gençler modernitenin dayattığı yaşam koşullarında ekonomik ve sosyal olarak yaşadıkları güvencesizlikleri dile getirmek için protestolarda yer alırken dijital araçların yardımını da pek çok kez alırlar. Geldiğimiz noktada sokağa çıkan bir grubun oluşturmaya çalıştığı söylemi, dijital bir ortamda aynı kitle ile daha fazla yayılım gösteren bir söylem üretilebilmektedir. Görünürlüğün gelişmesi yalnızca genç ve öğrenci olan kesime gönderme yapmaz. Örneğin, Neet gençlerin gelecek kaygısı odağındaki söylemleri güvencesiz çalışan gençlerin de görünürlüğünü çoğaltır. Bu nedenle, her hareketin kendi alt kültürünü ürettiğinin altını çizmek gerekli olacaktır.
Dijital Çağda Kolektif Hareketlerin Dönüşümü
Kolektif hareketlerin üretim alanı günümüz dijital araçlarına, sokak ve basılı yayın organlarından adeta göç etmiştir. Örgütlenmeler, sokak gibi fiziksel alandan sanal kamusal alana doğru bir geçiş izlerken, sosyal medya kanallarının siyaset ve politika üzerindeki konumlanışı gençlik bağlamındaki hareketlere yeni bir yön çizer.
Dijital aktivizm bu yönüyle yeni bir kavram olarak karşımıza çıkar. Kavram, internet ve sosyal medya üzerinden toplumsal olayların değişimini hedefleyen kolektif eylemleri kapsar. Burada aslında kritik nokta dijital aktivizmin fiziksel bir katılımı gerekli kılmamasıdır. Örgütlenmek için bir mekân arayışına, tarih ve zaman belirlenmesine veya önceden herhangi bir belirlenmiş kurguya gerek yoktur. Yeni sistem olan internet tabanlı örgütlenmede ihtiyaç olan tek şey hashtag paylaşımlarıdır. Basit bir retweet yani yeniden paylaşım, mevcut söylemin yayılımını yalnızca artırmakla kalmaz aynı zamanda sosyal medya platformlarının uluslararası gündemi de görünür kıldığı ve küresel bir etki yarattığı göz önünde bulundurulduğunda, mevcut konunun ulusal boyutu artık kırılmaya başlar.
Düşük maliyetli bir katılıma işaret eden dijital aktivizm, internet ve bilişim ağlarının artık çok daha fazla toplumsal hayatımıza girdiği ve yapıya hâkim olma noktasına gelen bir sürecinde habercisi. Enformasyon teknolojilerinin bu konumlanışını sosyolog Castells “ağ toplumu "olarak tanımlar. Castells’e göre ağ toplumu, hiyerarşik yapılardan merkezsiz, yatay ağlara dayalı bir organizasyona geçişi ifade eder. Dijital ağlar fiziksel gerçekliği aşar. Güç, ağlara erişimde yatar. Ağlar entegrasyon yaratırken din ve etnisite temelli kimlik direnişleri doğar. Dijital çağda kolektif hareketlerde bunun üzerinden oluşur. Online mobilizasyon, Castells’in “gerçek sanallık” dediği yapıda fiziksel protestoları güçlendirir.
Gençlerin Değişimde Karşılaştığı Engeller
Kendilerini ifade etme ve söylem oluşturma noktasında sosyal, ekonomik, kültürel ve toplumsal engellerle yüzleşen gençler, katılımlarını sınırlandıran unsurlara karşı değişim potansiyellerini adeta patlayıcı bir unsura dönüştürmek için bekler ve kendilerine yeni alanlar açmaya çalışırlar.
İşsizlik, prekarya ve temsil krizi gibi konular gençleri güvencesiz hissettirmekle birlikte düşük ücretli kısa süreli işlere mahkûm kılar. Üniversite mezuniyetinin getirisinin beklenilenin altında olması, genç bireyin toplumun ondan yana beklentilerini karşılayamamasıyla ve sosyolojik tahayyülde yabancılaşma gibi kavramlar ile bu durum birleştiğinde gençlerin uzun vadeli toplumsal vizyonlarının sekteye uğradığını söylemek mümkün olacaktır.
Mevcut partilerin, sorunlarını gerçekten anlamadığını düşünen gençler siyasal güvensizlik problemi yaşarlar. Yabancılaşma Marx tarafından emek ve toplumsal olandan kopuş olarak anlaşılır. Dijital dünyada gençler her geçen gün eksik oldukları, geç kaldıkları ve başarısız olduklarını anlatılarıyla adeta tweet ve postlar arasında kaybolurlar.
KAYNAKÇA
Tezcan, M. (t.y.). Gençliğin toplumsal değişmedeki rolü ve ülkemiz gençliği. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi.
Davarcıoğlu Özaktaş, F. (2025). Dijital aktivizm: Dijitalleşme çağının toplumsal hareketi. 6(Özel Sayı), 142–159.
Özdemir, M. (2015). Ağ toplumu ve siyasal hareketlilik: Ağ toplumunda siyasal iktidarın konumu. Medeniyet Araştırmaları Dergisi, 2(4),127-138
Bahçeci Başarmak, H. I., & Öktem, M. K. (2019). Küreselleşme sürecinde kentselliğin dönüşümü: Toplumsal, teknolojik ve mekânsal süreçler üzerine bir inceleme. Uluslararası Yönetim Akademisi Dergisi, 2(2), 284–300. https://doi.org/10.33712/mana.597185
Turhan, D. G. (2017). Dijital aktivizm. Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, (26), 26–44.
Aydemir, L. (2025). Dijital çağda topluluğun dönüşümü: Algoritmik arabuluculuk perspektifinden sosyolojik bir inceleme. International Journal of Social and Humanities Sciences (IJSHS), 9(3), 69–84.
Sol Haber. (2025). Sınıf mücadelesinde öğrenci hareketleri. . https://haber.sol.org.tr/dunyadan/sinif-mucadelesinde-ogrenci-hareketleri-haberi-35096
Evrensel. (2018). Türkiye gençlik hareketi tarihinden portreler (1923-1960). https://www.evrensel.net/haber/355849/turkiye-genclik-hareketi-tarihinden-portreler-1923-1960
Öneri Yazılar