Bu sene 62’ncisi düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı’nın teması "Under Destruction" yani “Yıkım Altında” olarak belirlendi. Bu seçim, fiziksel çatışmalarla birlikte İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan uluslararası kurallara dayalı düzenin erimesini simgeliyor. 2024 ve 2025 yıllarında hissedilen belirsizlik hali, 2026 itibarıyla yerini kuralsızlık ve çıplak güç politikasına bıraktı. Münih'te hâkim olan hava, Batı'nın artık küresel düzeni yönetemediği, sadece kendi güvenliğini sağlamaya çalışan bir politikaya geçtiği yönündeydi. Trump yönetimini temsilen konferansa katılan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Avrupa başkentlerinde beklenen izolasyonist korkuları kısmen yatıştırsa da yeni bir şartlı ilişki modelini masaya koydu. Rubio'nun konferansta verdiği mesaj Donald Trump’ın şu ana kadar gördüğümüz tutumunun biraz dışındaydı. ABD stratejik odağını Pasifik eksenine, yani Çin’e kaydırırken; Ukrayna-Rusya savaşının finansal ve askeri yükünü neredeyse tamamen Avrupa’nın üstlenmesini talep ediyor. Bu durum, NATO içinde ABD üstünlüğü ve korumacılığının artık otomatik değil, al-ver dengesine dönüştüğünü gösteriyor.
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, selefi Olaf Scholz'un "Zeitenwende" (Dönüm Noktası) politikasını çok daha üst bir seviyeye taşıdı. Scholz’a göre daha reaktif ve doğrudan olan Merz'in konuşması, Almanya'nın çekingenlik rolünden sıyrılıp, Avrupa savunmasının merkezine askeri bir güç olarak yerleşme arzusunu yansıttığını gösterdi. Konferans kulislerinde en çok tartışılan konu, ABD'nin nükleer kozunun güvenilmezliği durumunda bir Avrupa nükleer caydırıcılığının (Euro-deterrent) nasıl oluşturulacağıydı. Fransa ve Almanya arasındaki bu yakınlaşma, 2026'nın en önemli jeopolitik trendi olabilir. ABD’nin Gümrük Vergileri olayı ve Grönland’ı istemesi üzerine artık ABD’ye sırtını dönemeyeceğini anlayan Avrupa kendi kendini silahlandırmaya başlamanın adımlarını bu konferansla birlikte atmaya başladı.
Münih Güvenlik Raporu 2026 verileri, Küresel Güney (Latin Amerika, Afrika, Güneydoğu Asya) ülkelerinin Batı'nın çifte standartlarından duyduğu rahatsızlığın zirve yaptığını gösterdi. Batı, Ukrayna için istediği dayanışmayı Gazze veya Sudan için göstermediği sürece, Küresel Güney ülkeleri Çin ve Rusya ile olan pragmatik ilişkilerini derinleştirmeye devam edecek. Münih’te tartışılan bu konu ve açıklanan veriler, ülke liderlerinin eğer reaksiyon almazlar ise gelecekte kendilerine Rusya’ya ve Çin’e karşı herhangi bir çatışma veya kriz anında müttefik ararken sıkıntı yaşayabileceklerini acı bir şekilde gösterdi.
2026 Münih Konferansı, küresel iş birliğinin kazan-kazan amacının yanlış politikalar ve soyutlaştırmaktan dolayı sona erdiğini ve herkesin pastadan pay kapmaya çalışırken aslında pastayı küçülttüğü bir kaybet-kaybet döngüsüne girildiğini tüm herkese kanıtladı. Bu vasıtayla, önümüzdeki aylarda sadece kendi kendisine güvenmek durumunda kalan Avrupa'nın kendi savunma mimarisini kurma telaşı ve ABD-Çin rekabetinin teknolojik ambargolar üzerinden sertleşmesi beklenmelidir.
KAYNAKÇA
1- DW, (t.y.), “Friedrich Merz Munich security conference defense strategy”, https://www.dw.com/en/2026-munich-security-conference-interviews-russia-ukraine-war-nato-trump-europe-relations/a-75965423
2 - Munich Security Conference, (2026), “Munich security report 2026”, https://securityconference.org/en/publications/munich-security-report/2026/
3- Politico, (t.y.), “Marco Rubio Munich security conference NATO spending warning”, https://www.politico.eu/article/munich-security-conference-2026-live-updates/
4 - The Guardian, (2026, 14 Şubat), “Zelenskyy Munich security conference peace deal ultimatum”, https://www.theguardian.com/world/2026/feb/14/ukraine-wants-20-year-us-security-guarantee-to-sign-peace-deal